Kilise adres değişikliği

24 Eylül 2017 Pazar günü kilise ibadetimiz geçiçi olarak aşağıdaki adrese gerçekleşecektir.

Yer :  Saint Peter ve Saint Paul Kilisesi

Saat : 13:00

Adres: Bereketzade Mah., Galata Kulesi Sok. No:44, 34421 Beyoğlu/İstanbul

Adres link:

https://www.google.com.tr/maps/dir/”/St.+Pierre+Kilisesi+Galata/@41.0247058,28.9029098,12z/data=!3m1!4b1!4m8!4m7!1m0!1m5!1m1!1s0x14cab9e635382c13:0xd313f36c39bc77e1!2m2!1d28.9729497!2d41.024727

Kilise ibadeti adres değişikliği

06 Ağustos 2017 Pazar günü kilise ibadetimiz geçiçi olarak aşağıdaki adrese gerçekleşecektir.

Yer :  Saint Peter ve Saint Paul Kilisesi

Saat : 13:00

Adres: Bereketzade Mah., Galata Kulesi Sok. No:44, 34421 Beyoğlu/İstanbul

Adres link:

https://www.google.com.tr/maps/dir/”/St.+Pierre+Kilisesi+Galata/@41.0247058,28.9029098,12z/data=!3m1!4b1!4m8!4m7!1m0!1m5!1m1!1s0x14cab9e635382c13:0xd313f36c39bc77e1!2m2!1d28.9729497!2d41.024727

Prayer Response from Anglican News Service

http://www.anglicannews.org/news/2016/06/prayer-response-to-turkey-airport-terror-attack.aspx

Tanrı’nın önünde İstanbul’daki saldırının kurbanlarını ve onlar için yas tutan yakınlarını hatırlayayalım

Ciddi şekilde yaralanmış ve travma geçirmiş olanları ve hastanelerde onlara bakanlar için dua edelim

İnanç temelli şiddetin ve sebep olduğu kaosun failleri için dua edelim.

Yüreklerin değişmesi için dua edelim.

Dünyanın insanlığa karşı yapılan bu suçlardan özgür kalması için dua edin.

Hepimizin Tanrı’nın kulu Mika aracılığıyla buyurduğu bilgelik yolunda yaşaması için dua edin:

“Adil davranmanızdan, sadakati sevmenizden ve alçakgönüllülükle yolunda yürümenizden başka Tanrınız RAB sizden ne istedi?”.

Değerli Kardeşler, Bildiğiniz gibi bugün İstiklal Caddesi’nde bir terör saldırısı gerçekleşmiş ve bunun sonucu olarak bazı vatandaşlarımız yaşamlarını kaybetmiştir. Ayrıca 20 Mart 2016 tarihi ile ilgili birçok ayrı kaynaktan başka saldırıların olması olabileceği duyrulmuştur. Ülkemizin içinde bulunduğu bu durum gerçekten kaygı vericidir. Bir yandan artık neredeyle “normal” karşılanan canlı bomba eylemleri ve bunun sonucu yaşamını yitiren insanlar öte yandan günlük yaşamımızı ve ibadetlerimizi yerine getirmek ile ilgili yaşamımıza gelen kısıtlamalar hepimizi derinden üzmektedir. En kötüsü gerilimin sürekli tırmanıyor olması ve sanki yakın zamanda bu durumun düzelmeyeceği gibi bir izlenimin olmasıdır. Bütün bunlardan dolayı gerçekten üzgünüm. Yönetim Kurulu ile az önce yaptığım yazışmalar sonucu hiçbir kardeşimizin kilseye ulaşım sırasında yaşamını tehlikeye atmaması için 20 Mart 2016 Pazar ibadetimizi iptal etme kararı almış bulunmaktayız. Sizden ricam gerçekten toplu taşım kullanımı ve halka açık yerlerden uzak durun. Ayrıca yarın her nerede olursanız olun bu durum ile ilgili dua ederseniz çok sevinirim. Esen kalın

En Büyük Ganimet

Levent Kınran

Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın sözlerine nasıl yaklaşmamız gerektiğini belki de en iyi ortaya koyan kısım 119. Mezmur’dur. Bu Mezmur bir mutluluk reçetesidir. Birinci ayet şöyle der:

“Ne mutlu yolları temiz olanlara, RAB’bin yasasına göre yaşayanlara!” 

Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta açıklanan özgürlük yasasının sözleri doğrultusunda yaşamak kişiye mutluluk getirir. ‘Ne mutlu!’ diyor. Demek ki, bir insanın mutluluğu neye bağlı? Evli olmasına mı? Varlıklı olmasına mı? Arabasının hidrolik direksiyonlu olmasına mı? Mutluluğumuz Tanrı Sözü’ne göre yaşamaya bağlıdır.

2. Ayet “Ne mutlu O’nun öğütlerine uyanlara, bütün yüreğiyle O’na yönelenlere!”

Mutlu bir yaşam sürmemiz, Tanrı’nın öğütlerine uymamıza bağlıdır. Özel bir çağda, mutsuzluğun hüküm sürdüğü bir çağda yaşıyoruz. Ekonomik krizler, savaş beklentileri, korkunç belirsizlikler, çalkantılarla dolu günler geçiriyoruz. İnsanlar umutlarını, korkularını ve kaygılarını tümüyle dünyanın gidişine bağlamışlar. Gelecek onlar için her zamankinden çok daha belirsiz ve karmaşık. Ama İsa Mesih’in izleyicisi için gerçek dayanak ve güven kaynağı Tanrı’nın sözleridir.

140. Ayet “Sözün çok güvenilirdir, kulun onu sever.”

Bu karanlık, geleceği belirsiz, karışık dönemde, yolumuzu nasıl bulacağız? Hayatı, olayları, gidişatı nasıl değerlendireceğiz? Yine, karanlıkta yolunu şaşırmış, umutsuz insanlara nasıl yol göstereceğiz? Kendi yolunu göremeyen, başkalarına yol gösteremez. İsa Mesih’i izleyenler için yol aydınlıktır.

105. Ayet  “Sözün adımlarım için çıra, yolum için ışıktır.”stock-footage-candlelight-little-candles-lined-up-light-up-one-by-one Bugün Kutsal Kitap’ı elimizde tutarken, en parlak ışık kaynağını elimizde tuttuğumuzu bilelim. Tanrı’nın sözü yolumuza ışık tutsun. Rabbimiz İsa, bizim yürüyeceğimiz yolun dar olduğunu söyledi. Ne kadar doğru bir söz. İki yanı tuzaklarla, uçurumlarla, engellerle dolu dar bir yolda yürüyoruz. Böyle bir yolda, elimizde çok sağlam bir ışık kaynağı olması gerekiyor, yoksa düşmemiz ya da yoldan sapmamız an meselesidir.  

130. Ayet “Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar, saf insanlara akıl verir.”

Okumaya devam et

‘Yüz yıllık kış bu Zadig’de artık bahara ermeli’

Bugün kutladığımız Diriliş Yortusu’nda (Paskalya), Episkopos Sahak Maşalyan’a, Hıristiyan dünyasının bu önemli bayramının tarihini ve anlamını sorduk. Sahag Sırpazan, bu vesileyle, 2015 Zadig’inin taşıdığı mesaja da dikkat çekti.

‘Zadig’, ‘Harutyun’ ve‘Paskalya’ terimleri ne anlama geliyor?

Aslında hepsi,efendimiz İsa Mesih’in ölümden dirilişini anlatan sözcükler. ‘Zadig’, ‘Paskalya’nın Ermenicesi; ‘ayrılmak’ (zadvil) anlamına geliyor. Yahudiler Pesah (Fısıh, Hamursuz, Grekçesi ve Latincesi Paskalya) Bayramı’nda Mısır’dan, kölelik ülkesinden ayrılmalarının anısını kutluyorlardı. İsa Mesih bu bayram esnasında öğrencileriyle birlikte Son Akşam Yemeği’ni yedi, ele verildi, yargılandı, çarmıha gerildi ve dirildi. Bu yüzden Kutsal Diriliş(Harutyun) Bayramı, daha ziyade pazar gününe atıftır, Zadig ise daha kapsayıcı bir dönem olan perşembe-pazar arasını içerir.

Bu bayram neden farklı farklı tarihlerde kutlanıyor? Mesela biz bu yıl 5 Nisan’da kutluyoruz, Ortodokslar 12 Nisan’da kutluyorlar…

Paskalya Günü, ilkbahar gündönümü olan 21 Mart’tan sonraki dolunayın görülmesinin ardındangelen ilk pazar günüdür. Ancak Gregoryen ve Jülyen takvimlerini kullanan kiliselerde bu hesaplamalar farklı günlere denk düşebilmektedir. Ekümenik ilişkilerin en büyük hedeflerinden biri de, tüm kiliselerin Zadig’i aynı günde kutlamasıdır. Çünkü bu,Hıristiyan kardeşliğinin güzel ve anlamlı bir tanıklığını sunacaktır tüm dünyaya.

Zadig’de tam olarak ne oldu?

İsa Mesih, söyledikleri ve yaptıkları nedeniyle, zamanın Yahudi dinî otoritelerince haksız bir şekilde ve düzmece bir mahkemede ölüme mahkûm edildi. Romalı vali Pilatus tarafından çarmıha gerilerek öldürüldü. Onu kayaya oyulmuş bir mezara gömdüler ve başına Romalı askerleri nöbetçi diktiler. İsa, Pazar sabah,ı nöbetçileri korkudan bayıltan bir parlamayla ölümden dirildi. Bu olay bir cesedin canlandığı değil, bütünüyle dönüştüğü, metamorfoza uğradığı bir dirilmeydi. Yani İsa’nın insanlığında varoluşsal bir evrim gerçekleşti ve maddi beden ışık bedene, göksel ya da meleksel bir bedene dönüştü. Bu ‘diriliş’ olayı, tüm insanlık soyunun, zamanın sonunda yaşayacağı ilahi evrimin ilk kanıtı, öncüsü ve örneği olacaktı. İsa artık bir daha hiç ölmemek üzere dirildi.

Buna inanmak için yeterli kanıtımız var mı?

Bu tarihsel bir olaydır. O zamanlar fotoğraf ve video yoktu. İki bin yıl önce yaşanmış böyle bir olayın tek kanıtı görgü tanıklarıdır. Dirilmiş İsa kırk gün boyunca öğrencilerine ve pek çok takipçisine çeşitli vesilelerle göründü, konuştu, onlarla yemek yedi. Kapalı kapılar ardında toplanmış öğrencilerinin önünde belirdi. Diriliş haberlerini şüpheyle karşılayan öğrencisi Tomas’a dönerek ellerini uzattı ve yara izlerine dokunmasını istedi. Bu tanıklar dürüst, namuslu, ahlak abidesi olacak kadar sağlam karakterli insanlardı. Tüm dünyaya bu tanıklığı yaydılar ve bunun için öldürüldüler. Onların tanıklığına inanmamak için ben bir neden görmüyorum. Üstelik diriliş, her an bizim de gözlerimizin önünde gerçekleşen doğal bir olay değil mi?

Öyle mi? Biz niçin göremiyoruz?

Bahar penceremizin önünden akıp gidiyor. Şairler yeni doğan çiçekleri görüyor ama onlara doğum veren enerjiyi sorgulamıyorlar. Yaşamın en büyük gizemi, yenilmez oluşudur. Canlılar ölürler ama yaşam, sürekli ölümlerle kendini yenileyerek sonsuza doğru akar. Ne filozofların ne de bilim insanlarının tanımlayabildiği bu gizemli güç, Tanrı’dan çıkıp gelen, hepimize yaşam veren bilinçli bir hayatiyet enerjisidir. Yaşam Tanrı’dır ve çok akıllıdır. Bizi yaratır, yoktan vareder, öldürür ve yeniden diriltir. Yaşam kendini sadece hücresel biyolojik hayatla sınırlamaz. Mesih’in ulaştığı diriliş standardı birgün hepimizin standardı olacak. İsa bu nedenle öğrencilerine ve bize “Babamın evinde çok meskenler var, gidersem size yer hazırlayacağım” dedi.

İsa’da özel olan neydi?

O, dünyamızı ziyaret eden Kurtarıcı’ydı. Tanrı’dan kopup geldi. Tanrı’dan Tanrı, Işık’tan Işık. Bedenleşmiş ‘Tanrısal Söz’ yani‘Kelam’. İnsan dilinin sınırları içinde, ‘Tanrı’nın Oğlu’. Öyleki, “Yaşam, Yol ve Gerçek benim” diyebiliyordu. Bu sözü eden, ne sıradan bir insan, ne de bir peygamber olabilirdi. O bedenleşmişTanrı’nınoğluydu. Güneş de aydınlatır, ay da. Ama biri ışığın kaynağıdır, diğeri ise ışığını güneşten ödünç alır. Bizlerin yaşam ışığı ayınki gibi ödünç alınmıştır. Sadece Yaradan kendiliğinden yaşamın kaynağıdır.

Öyleyse İsa, yaşam kaynağı olduğunu iddia ediyordu…

“Yıkın bu tapınağı; üç günde onu ayağa kaldırırım ben. Canımı vermeye ve onu tekrar geri almaya kudretim vardır” dedi. Onun ölümü ne bir kazayla, ne bir trajediyle, ne de pek çoklarının sandığı gibi zamanın siyasal-ekonomik-dinsel baskılarıyla açıklanabilir. İncil bize açıkça gösteriyor. Hisus adeta kendi ölümüne koşmuştur. Ona hazırlanmış, onu davet etmiş, ellerinin ve yüreğinin ölüm tarafından delinmesine izin vermiştir. Çünkü o, dediği gibi, bedenleşmiş Yaşamın kendisiydi. “Işık karanlıkta parlar, ama karanlık ışığı alt edemez.”Aynı şekilde, yaşam da ölüm içinde ilerler ama ölüm onu alt edemez. Kanıtı mı? Yeruşalim’deki boş mezar, iki binyıldır, yaşamın ölüme üstünlüğünün bir kanıtı olarak ayakta. Biz Ermenicede ona ‘Luys Kerezman’ deriz, yani ‘ışıktan mezar’, çünkü orada İsa Mesih’in yaşamışlığı bir daha hiç sönmemek üzere parlamıştır ve kendi içinde milyonlarca inananın yüreğini barındıran, koskoca bir ışık yumağına dönüşmüştür.

‘Medz Yeğern bir ulusun çarmıha gerilişiydi, biz onun dirilişi olmalıyız’

“Tarih boyunca, Hıristiyan halkımızın payına, İsa Mesih gibi çarmıha gerilmevedirilmedüşmüştür. Amaölümler, yıkımlar, zulümlerbizi yokedemedi. ‘Yaşam’ buna izin vermedi. Ölümler budadı durdu. Ama kayısı hep taze açtı baharda, çiçek çiçek. İsa bizi kendisi gibi küllerinden dirilen bir Feniks kuşu yaptı. Bunun için, kilisemiz bu yıl 24 Nisan’ı kutlamaya karar verdi. Yüzyıllık yas sona ermeli, yüzyıllık kış bahara ermeli artık. Öldürülmüş bir halk psikozundan, dirilmiş bir halk olmanın ruh durumuna geçmek zorundayız. Medz Yeğern, bir ulusun çarmıha gerilişiydi. Biz bugün onun dirilişi olmalıyız.”

%d blogcu bunu beğendi: