Hizmetkar Önderlik- İsa’nın Şaşırtan Örneği

Jason Lau –

the-last-supper1

Paskalya’dan önceki Perşembe, İngilizce’de “Maundy Thursday” (İsa’nın Yeni Buyruğu Verdiği Akşam) olarak tanımlanır ve bu özel günde İsa’nın son akşam yemeği ve Rabbin Sofrası’nın ilk kez paylaşılması anımsanır. Bu anma zamanı, bir yanda Kutsal Cuma’ya ciddiyetle hazırlanırken, bir yandan da, İsa’nın Zeytin Dağı’na çıktığı zaman yaptığı gibi sessiz ve duayla dolu bir yer bulma zamanıdır. Ama özellikle İsa’yı, aramızda olabilmek için ayaklarımızı yıkayacak kadar kendisini alçaltmış bir hizmetkar olarak, düşünme zamanıdır.

“Maundy” kelimesinin Latince “mandatum” dan geldiği iddia ediliyor ve Yuhanna 13:34’te (“Mandatum novum do vobis ut diligatis invicem sicut dilexi vos” – ‘’Size yeni bir buyruk veriyorum: Birbirinizi sevin. Sizi sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin” ayetindeki “buyruk” kelimesi için kullanılıyor. Bu kelime ‘’buyruk’’ anlamını taşıyor ve İsa’nın Son Akşam Yemeği sırasında öğrencilerinin ayaklarını yıkamasından söz ediyor.

Bu hareketin önemini anlayabilmek için öncelikle o zamanın şartlarını düşünmeliyiz; insanların açık terlik giydiği, her yere yürüdüğü ve ayaklarının üstünde yoldaki tüm tozları ve pisliği taşıdığı bir dönemde, bir ortamda kendimizi hayal etmeliyiz. Bir eve gidip toplu olarak yemek yemeden önce, hele herkesin alçak bir masada ve ayakları ortalık yerde oturduğu bir ortamda, ayakların yıkanması şarttı. Bu nedenle ev sahibi, genelde, su ve herkesin ayaklarını yıkayacak bir hizmetçi sağlardı.

Bu durumda İsa neden bir hizmetçinin rolünü ve görevini üstlendi?

Bunu birçok farklı bakış açısıyla değerlendirebiliriz, fakat genelde en çok üzerinde durulan nokta, İsa’nın yüceliği tekrar tanımlamasıdır. Öğrencileri kendi aralarında en büyüğün, en yücenin kim olacağını tartışırken İsa gerçek büyüklüğü gösterdi; en küçük , en alçak olanın yükseltileceğini söyledi. Ama ben biraz farklı bir açıdan bakmak istiyorum.

Yuhanna bu hareketi çok detaylı bir şekilde anlattı: İsa yemekten kalktı, üstlüğünü bir yana koydu, bir havlu alıp beline doladı, bir leğene su doldurdu ve öğrencilerin ayaklarını yıkayıp havluyla kuruladı. Basit, kasıtlı ve samimi. Burada kendi ellerini kirletmekten, insanlarla çok kişisel bir seviyede iletişim kurmaktan, ve öğretişlerini eylemleriyle açıklamaktan korkmayan bir Öğretmen var.

İsa, Tanrı’nın egemenliğini öğreterek, hasta ve cinli olanları iyileştirerek, mucizeler yaparak ve kaybolmuş olanları kurtuluşa çağırarak öğrencileriyle yaklaşık üç sene geçirdi. Masa etrafında oturan bu adamlar, onun işini devam ettiren, müjdeyi alıp dünyanın dört köşesine götüren adamlar olacaktı. Ve bu noktada, onlar henüz anlamasalar da, onlarla geçireceği son güne, son akşama gelmişti. Onlara son bir öğretiş bırakma fırsatıydı, yaptığı her şeyi özetleyip onların devam etmesini teşvik etme zamanıydı. washing.feet1

Ve uzun bir vaaz ya da etkileyici bir konuşma yapmak ya da bir hediye, bir hatıra bırakmak yerine onların ayaklarını yıkadı.

Dolayısıyla İsa “ayaklarınızı yıkadım; öyleyse, sizler de birbirinizin ayaklarını yıkamalısınız” derken basit, kasıtlı ve samimi bir müjdeden bahsediyordu. Bize diz çöktüren bir müjdeden, birbirimizle alçakgönüllülükle bağlantı kurmaya zorlayan bir müjdeden bahsediyordu. Ellerimizi kirletmemizi gerektiren bir müjdeden söz ediyordu…

İsa Mesih’i izleyen kişi insanların arasına girmekten korkmaz, onun için küçük ya da önemsiz iş yoktur. O Kral’ın hizmetkarı olduğu kadar en küçüklerin, en aşağı düzeyde olanların da hizmetkarıdır. Halktan bir insandır.

İsa kendi zamanında, din öğretmenlerinin davranışlarının ve yaklaşımlarının saçmalığını ortaya koyarak genel kültüre ters davranan birisiydi- bu bugün bizim için de geçerlidir. Bugün, İsa’nın zamanında olduğu gibi sosyal konum, ırk ve ekonomik temelde bölünmüş bir toplulukta yaşıyoruz. Daha hırslı olmamız gerektiği, başarılı olmanın nihai idealimiz olması gerektiği ve her zaman önce kendimizi düşünmemiz gerektiği, çünkü başka kimsenin bizi önemsemeyeceği öğretiliyor. Sadece kendimize güvenebileceğimiz düşüncesi aşılanıyor…

Ama İsa bizi başka bir yere çağırıyor, başka insanlara ve O’na güvenebildiğimiz bir yere. Bu yerde açık olmak, özünde ve kişisel bir seviyede sevgi ve güven duymak önemli. İnsanlarla iletişim kurmak gerekiyor. Dolayısıyla bu Kutsal Hafta’da üstlüğünüzü bir yana koyun, bir havlu alıp belinize dolayın, bir leğene su doldurun, ve birisinin ayaklarını yıkayıp havluyla kurulayın. Sonra ona onu sevdiğinizi söyleyin.

Bu, İsa’nın müjdesinin özetidir. Bu “İsa’nın Yeni Buyruğu Verdiği Akşamın” ın gücüdür.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s