YARATILIŞTAN DİRİLİŞE VAFTİZ

Yüce Kabakçı –

Ufak bir odada, içeride, yanan ateşin yanında bir masa kurulmuş ve bu ateşten gelen ışığın yardımıyla bir baba bütün ailesini masanın etrafına toplamıştır. Her yaştan çocukları ve eşi pür dikkat onu dinlemektedir. Anlatacağı hikayenin yeni bir hikaye olmayacağını herkes bilnektedir. Bunu bilmelerinin nedeni aynısını daha önce yapmış olmalarıdır. Her Fısıh Bayramı’nda baba bu hikayeyi anlatır ve son sözleri şunlar olur: “İşte bizi biz yapan bu öyküdür.” Ardından, “bunu asla unutmayın”, diyerek, ateşi söndürür ve herkes anlatılanları düşünerek yataklarına gider.

“Tanrı, babamız İbrahim’i çağırdı,” diye başlar baba. İbrahim’in oğullarından ve kendilerine adını veren Yakup’tan, yani İsrail’den bahseder. Daha sonra hikaye Mısır’daki köleliğe gelir. Daha sonra Tanrı’nın Musa’yı seçmesi ve onu, İsrail halkını İbrahim’e vaat edilen topraklara götürmek için nasıl yönlendirdiğini, Firavun’un karşı çıkışlarını, İsrail’in Mısır’dan Çıkışı’nı anlatır. Ardından, Tanrı’nın onlar için mucizevi bir şekilde nasıl denizi ikiye ayırdığını, sulardan geçerek, kendilerine vaat edilen topraklara gelene kadar nasıl çölde yolculuk ettiklerini, kimi zaman sesini yükselterek, kimi zaman kırıklık içerisinde anlatır. Onun da kendi babasından duyduğu hikayeleri ve Musa’nın Yasa Kitapları’nın yorumlarını sadık bir şekilde bu şekilde çocuklarına aktarır. Bu hikayeleri duyan çocuklar, YHWH denilen bu Tanrı hakkında düşünmeye başlarlar. Bütün bunların anlamını anlasınlar veya anlamasınlar, baba  kendisini bunu yapmakla yükümlü görür. Bunun nedeni ise geçmişini ve tarihini bilmeyen bir ulusun nasıl yok olma tehlikesiyle karşı karşıya geldiğini kendi gözleriyle görmüş olmasıdır. Kendi ailesindeki her bir bireyin ‘kim olduğunu’ bilmesini ister. moses-red-sea

Hikayesinin finalinde o gece yedikleri kurban etini gösterir, sağ elini belki de hikayenin ciddiliğinden veya sıkıcılığından dolayı diktat dağılmış olan ilk doğan çocuğunun başının üzerine koyar, gözlerini evinin ufak penceresinden görünen gökyüzüne doğru yöneltir ve ezberinden, “Musa şöyle buyurdu”der:

Sen ve çocukların kalıcı bir kural olarak bu olayı kutlayacaksınız. RAB’bin size söz verdiği topraklara girdiğiniz zaman bu töreye uyacaksınız. Çocuklarınız size, ‘Bu törenin anlamı nedir?’diye sorduklarında, ‘Bu RAB’bin Fısıh kurbanıdır’ diyeceksiniz, ‘Çünkü RAB Mısırlılar’ı öldürürken evlerimizin üzerinden geçerek bizi bağışladı.’”İsrailliler eğilip tapındılar. (Mısır’dan Çıkış12:24-27)

Bütün bunların vaftizle ne alakası var diyebilirsiniz. Fakat her bir hikayenin bir başlangıcı vardır. Özellikle elçiler, vaftizin bir ön hikayesi olduğundan emin oldukları için kendi mektuplarında ve uyguladıkları vaftizde Mısır’dan Çıkış’ı hatırlatmaktan geri kalmadılar. İsa da 30’lu yaşlarında başladığı hizmetinden önce, çocukken devamlı bu hikayeleri dinleyerek büyümüştü. İsrail gibi kadim toplulukların hayatta kalmaları için gerekli olan ilk şey, nasıl oluştuklarını, kuşaklar boyunca, birbirlerine çeşitli hikaye şekilleriyle anlatmalarıydı. Bir Hristiyan pratiği olan vaftiz etme, ilk defa vaftizci Yahya veya Yeni Antlaşma ile başlamamaktadır. Vaftiz’in anlamı, Yaratılış Kitabı’nın ilk bölümlerinde bile görülmekte ve İsrail tarihinin her bir döneminde, Tanrı’nın kendi halkına kim olduklarını hatırlatma görevini görmekteydi. Eski Antlaşma’da vaftizin tek farkı, İsrail’in kuşaklar boyunca anlattığı hikayelerinde buna vaftiz dememeleriydi.

Bana vaftiz ne anlama geliyor diye bir soru yöneltiğinde aklıma gelen ilk cümle şudur: Vaftiz, Tanrı’nın kendine çağırdıklarını, sulardan yeniden doğmalarını sağlayarak, yeni yaratılışın bir parçası olarak yaşamaya çağırmasıdır. Bu nedenle, vaftizi kimin yapması gerektiği, bebek vaftizi mi olmalı, suya batırılarak mı, yoksa suyun serpilmesiyle mi vaftiz olmalı, soruları çok sonra sorulması gereken sorulardır. Önce geçmişimizi, bizi biz yapan hikayeyi, aile (kilise) içerisinde tekrar tekrar duymamız gerekmektedir.

Yaratılış 1. bölümde תְה֑וֹםוְר֣וּחַאֱלֹהִ֔יםמְרַחֶ֖פֶתעַל־פְּנֵ֥יהַמָּֽיִם )׃ (tahom v-ruha elohim maraheypeh al-pane hamayim)): “ve Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde dalgalanarak hareket ediyordu”, demektedir. Bundan bir önceki cümle, Eski Antlaşma okurları için içerisinde yüzlerce resim barındıran bir cümleydi:(תֹ֨הוּ֙וָבֹ֔הוּוְחֹ֖שֶׁךְעַל־פְּנֵ֣י (tohu va-bohu va-hoşek al-pane)): “Yeryüzü şekilsiz ve boştu ve yeryüzünün üzerinde karanlık hakimiyet sürmekteydi.”Yahudiler için karanlıkta (va-hoşek) bulunmak demek Tanrı’dan uzak olmak, O’nun varlığının, ışığının güzelliğini yaşamamak anlamına geliyordu. İsrail sürgüne gönderildikten sonra ise aynı sözler, İsrail’in, Tanrı’nın antlaşmasına uymayarak kendilerini içinde buldukları konumu tanımlamak amacıyla peygamber Yeremya tarafından kullanılmıştı:

רָאִ֨יתִי֙אֶת־הָאָ֔רֶץוְהִנֵּה־תֹ֖הוּוָבֹ֑הוּ (ra-i’ti et-haeretz ha-hinneh tohu va-bohu)

Yere baktım, şekilsizdi ve boştu.  (Yeremya 4:23)

İsrail için Tanrı’dan uzak yaşamak demek yaratılışın tamamıyla eski kaos haline gelmesi demekti. Sürgündeki İsrail, Tanrı’nın Ruhu’nun suların üzerinde dalgalanmadan önceki, karanlık, boş ve şekilsiz yaratılışından farklı değildi. Yaratılış Kitabı’nı iyi bilen Yahudiler için bu şekilde tanımlanmak mide bulantısı yaratmalıydı. Ama Tanrı yaratılışı bu şekilde bırakmadı. Ruhu suların üzerinde dalgalanmaya başlar başlamaz Tanrı yaratmaya başladı ve yarattığı her şeyin çok iyi olduğunu gördü. İlk resim: Tanrı’nın yaratmadan önce suları ve onun üzerindeki Ruh.

İkinci resim Nuh Tufanı’ndan gelmektedir. Yine, günah yüzünden lekelenen dünyayı Tanrı sular aracılığıyla temizlemiştir. Çok ilginç bir şekilde, İbranice metinde, Yaratılış1:1’i akla getiren şu sözler yer almaktadır:

וַיַּעֲבֵ֨ראֱלֹהִ֥יםר֨וּחַ֙עַל־הָאָ֔רֶץוַיָּשֹׁ֖כּוּהַמָּֽיִם (wa’ya’aber elohim ruah al haeretz wayaşokku hamayim)

Yeryüzünde bir rüzgar estirdi ve sular alçalmaya başladı. (Yaratılış 8:1)  noahs-flood

İbranice’de ruah kelimesi hem rüzgar için hem de ruh kelimesi için kullanılmaktadır. Ancak Tanrı’nın estirdiği rüzgar çoğunlukla Tanrı’nın Ruhu’nun etkin olması anlamına gelmektedir. Bu iki noktayı biraraya getirdiğimizde Yaratılış1:1’deki kaos ve karanlık Nuh’un hikayesindeki tufanı getirirken, yine Tanrı, Ruhu aracılığıyla sulardan yeniden bir yaratılış çıkarmıştır. İkinci resim: Tanrı’nın Ruhu’nun suların üzerinde ikinci defa gezerek yeni bir yaratılış çıkarması.

Peki ya İsa’nın vaftizi? İsa’nın vaftiz olması bizi şaşırttığı kadar Vaftizci Yahya’yı da şaşırtmıştı. Herkesin sana gelmesi gerekirken sen mi bana geliyorsun, demekteydi Yahya. Ama İsa biraz da ilk bakışta anlaması zor bir cevap vererek Yahya’nın şimdilik buna razı olmasını istedi ve yapılması gerekenin bu olduğunu söyledi. Yapılması gereken neydi? Baptism-of-Jesus

İsa’nın vaftizi, günahlardan tövbe vaftizi değildi; İsa bütün Eski Antlaşma tarihini kendinde özetlerken, geleceğin ne olacağı konusunda da vaftizi ile bize güven veriyordu. İsa’nın sulardan çıkması ve Tanrı’nın Ruhu’nun bir güvercin gibi O’nun üzerine konması, yukarıda bahsettiğim iki resmin O’nda tamamlanışıydı. Ancak İsa’nın vaftizinde üçüncü bir öge ağır basmaktaydı. Sudan çıktıktan sonra göklerden bir ses: “İşte kendisinden hoşnut olduğum sevgili Oğlum budur, O’nu dinleyin”, dedi. İsa, artık karanlık veya tovu va bohu (boşluk ve şekilsizlik) nedeni ile değil, Tanrı’nın kendisinin alçalarak günahkarlar arasında yaşamasını resmederek sudan çıkmıştı. İsa, sudan sadece vaftiz olmuş bir insan olarak değil, İsrail’in beklediği kral olarak da meshedilerek çıkmıştı. Mezmur 2’nin tamamını okuduğumuzda Baba’nın İsa için “sen benim oğlumsun”, demesinin, İsa’nın vaftizinin Krallığının ilan edilmesi anlamına geldiğini görebiliriz.

İsa’nın vaftizinin anlamı: Bu gördüğünüz adam yeni Adem, yeni İsrail, dünyanın kralıve yeni yaratılışın ilk doğanıdır. Bu yüzden İsa’nın vaftizi bizim vaftizimizle aynı olmamakla birlikte, O’nun adında vaftiz olmamız, O’na verilen bütün bu onuru vaftizimizde O’nunla paylaştığımız anlamına gelir.

Bütün bu metinlere baktığımızda Mesih’e imanla başlayan yeni yaşamın simgesi ve güvencesi olarak su vaftizinden başka bir yöntemin Tanrı’nın yeniden yaratış işi için kullanılamayacağını umarım takdir etmişizdir. Soğuk bir kilisede sıkıntıdan kendisi de ölmek üzere olan bir rahibin, bir bebeğin üzerine su dökmesi ve herkesin bunu baygın gözlerle izlemesi sahneleri belki de aklımızda hala yer etmektedir. Ancak vaftiz olan veya başkasının vaftiz olmasını izleyen bir insan bu şekilde değil de nasıl düşünmelidir? Yaratılışta, tufanın son buluşunda, İsrail’in ikiye yarılmış suların içinden geçişinde ve en son Tanrı’nın İsa için söylediği sözlere tanık oluşta nasıl hissedildiyse o şekilde düşünmek gerek.

Bu hikayelerin hepsi insanların ağzını açık bıraktı, içinde yaşadıkları zor dönemlerde güç verdi. Aynı şekilde bazılarının ise gözlerine yaş getirerek mutluluktan ağlamalarına neden oldu. Gökteki ve yeryüzündeki bütün varlıklar, ne zaman sular ortaya çıksa, Tanrı’nın “bu çok iyi” diyeceği bir şey yapmak üzere olduğunu, kaosu ve karanlığı ortadan kaldıracağını, yerine meleklerin bile hayranlıkla bakacağıbir şeyi yaratacağını bilmektedir. Kendi vaftizimizi ve diğerlerinin vaftizini hatırladığımızda Tanrı’nın ne kadar kozmik bir eylemde bulunduğunu görüyoruz. Bunun bir sonucu olarak, Tanrı’nın, vaftiz anında, vaftiz olacak kişinin altında ezildiği bütün karanlığı ve kaosu, su gibi en basit bir maddeyle nasıl ortadan kaldırdığını gördüğümde, verebileceğim tek cevap O’nun önünde sevinçle diz çökerek ona tapınmak oluyor.Worship_Background_7

Her bir vaftizde su ve Tanrı’nın Ruhu şunları söylemektedir: “Sen artık yeni yaradılışı giyinmiş bir kişi olarak yeni yaratılışımın bir parçasısın. Geçmişin, günahların, hataların, konumun, özgüvenin, başkaları tarafından değerlendirilişin, çektiğin bütün acılar ve sıkıntılar bu su ve Ruhum aracılığıyla temizlenmiştir. Sen artık bana aitsin ve Şeytan da dahil olmak üzere hiç kimse seni başka bir şekilde tanımlayamaz. Ben senden hoşnudum.”

Geçmişi, ırkı, dili ve statüsüne olursa olsun vaftiz olan herkes, yaratılışta başlayan ve bedensel dirilişle en yüce noktasına ulaşacak olan, bu mükemmel hikayenin bir parçası olur. Pavlus’un dediği gibi vaftizde O’nunla birlikte gömüldüysek, O’nu ölümden dirilten Tanrı’nın gücüne iman ederek O’nunla birlikte dirildik. Sudan çıkmakla simgelenen bu diriliş, bir gün İsa’nın dünyaya yeniden gelişinde tamamlanacak olan ölümden bedensel olarak dirilişimizin bir garantisidir.

Peki vaftizden sonrası? Vaftiz artık daha dindar olacağımız anlamına gelmez. Vaftiz, artık eski dünyamıza öldüğümüz, kiliseyi artık ailemiz olarak görmemiz gerektiği anlamına gelir. Vaftiz olmuş bir kişi bu konumunu tersine çeviremez. Kan bağıyla bağlı olduğumuz kardeşlerimizle görüşmeyebilir ve onlardan nefret edebiliriz. Ama bu aynı kanı taşıdığımız ve kardeş olduğumuz gerçeğini değiştiremez. Birçok insan vaftizden sonra Tanrı’dan uzaklaşır ve artık O’nu izlemez. Ancak Tanrı’nın vaftizde gerçekleştirdiği bildirim geri alınamaz. Bir teoloğun da dediği gibi, bu kişiler Tanrı tarafından evlatlıktan atılmaz ancak evini terk eden bir aile üyesi konumuna geçerler. İşte bu yüzden Pavlus 1. Korintler 10. Bölüm’de şu uyarıyı yapmayı uygun görmüştür:

Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum. Musa’ya bağlanmak üzere hepsi bulutta ve denizde vaftiz edildi. Hepsi aynı ruhsal yiyeceği yedi; hepsi aynı ruhsal içeceği içti. Artlarından gelen ruhsal kayadan içtiler; o kaya Mesih’ti. Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.

Bu olaylar, onlar gibi kötüşeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu. (1.    Korintliler 10:1-6) 

Vaftiz bizim günahtan, karanlık ve boşluktan çıkışımızı simgeler ama tıpkı Mısır’dan çıkan İsrailliler’in bazılarının yaptığı gibi tekrar Mısır’a dönmeyi istememizi engellemez. Bu nedenle Pavlus vaftizi İsrail tarihiyle bağdaştırarak bize bir uyarı vermektedir: Eski yaşamınıza geri dönmeyin!

Ancak bizi sevindirmesi gereken bir gerçek var: İsrailliler Musa’ya vaftiz oldukları gibi biz de Mesih’e vaftiz olduk. Ne mutlu ki, İsa, Musa gibi değil. İsrailliler Tanrı’ya başkaldırdıklarında Musa “Neden bu halkın yükünü bana çektiriyorsun”, diye Tanrı’ya yakınırken, İsa şunları demektedir:

Koyunlarım sesimi işitir. Ben onlarıtanırım, onlar da beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onlarıhiçkimse elimden kapamaz. Onları  bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba’nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez.  (Yuhanna 10:27-29).

Bu konuda söylemek istediğim son nokta ise Mesih’e vaftiz edilmiş olanların Mesih’in bedenindeki yeridir. Artık Tanrı’nın ev halkı olmak demek, dirilişe doğru yapılan bir yolculuk adı verilen, Hristiyan yaşamında asla yalnız yürümemeleri demektir. Artık kimse tek başına kürek çekmemeli, kimse yere düştüğünde kalkmak için gücükendinde bulmaya çalışmamalıdır. Vaftizde İsa’yı izlemeye söz veren kişinin yanısıra, bütün kilise de vaftiz töreni sırasında vaftiz olan kişiyi bu yolda yalnız bırakmayacağına söz verir. Hristiyan olarak yaşamak demek, her birimize Tanrı’nın tiyatrosunda bize verdiği rollere göre yaşamak demektir. Tanrı’nın bu tiyatroda bizden beklediği repliği unutabiliriz, utancımızdan sahneden kaçmak isteyebiliriz. Bütün oyunu mahvettiğimizi düşündüğümüz zamanlar olabilir. Ancak vaftiz bize bu tiyatrodaki tek oyuncunun biz olmadığımızı  hatırlatır. Söyleyeceklerini unutan, yere takılıp düşen, seyircilere istemeden de olsa tüküren birçok oyuncuyla beraberiz. Tek başımıza değiliz.

İsa vaftiz olduktan sonra rahatlık içerisinde yaşamaya değil, çölde denenmeye çağrıldı. Vaftizden sonra yaşamımız birdenbire mükemmel olmaz. Ancak ne zaman bu dünya, Şeytan ve noun orduları bizi suçlarsa içinden çıktığımız suları hatırlayabilir ve Luther’in yaptığı gibi bizi yıkmak isteyen her şeye artık şöyle haykırabiliriz:

 

“Ben vaftiz oldum! Ben vaftiz oldum!”

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s