Robin Williams’ı Kaybetmenin Düşündürdükleri- Ne yapmamalı?

Yüce Kabakçı

Zihinsel acı, fiziksel acıdan daha yaygın ve taşıması daha zordur. Dişim ağrıyor demek, kalbim kırık demekten daha kolaydır. – C.S. Lewis

 

Hiç kimsenin bedenlerimizde göremeyeceği öyle acılar vardır ki, kanayabilecek herhangi bir şeyden daha büyük bir etkiye sahiptirler. Bu deneyimleri başkalarıyla paylaşmak, yarayı bütün çirkinliği ve çıplaklığıyla ortaya sereceği ve bazen bu yaradan bahsetmek her şeyi daha kötüye götüreceği için, bu ruhsal yaralar tedavi edilmeden saklanmaya devam edilir. Fakat gerçek şudur ki, bazı ruhsal ve zihinsel yaralar kendi kendilerine iyileşemezler. Zaman, bazen hiçbir şeyin ilacı olmaz.

Robin Williams’ın intihar haberinden sonra, milyonları güldüren bir insanın, milyon dolarlara sahip olan bir insanın nasıl olup da yaşamına son verebilecek bir noktaya gelmesinin şaşkınlığı yaşanmaya devam ediyor. Maalesef, bazı kişiler, intiharın ne kadar kötü bir şey olduğuna odaklanarak, neden affedilemez günahlar kategorisinde yer alması gerektiğini savunmak için bir fırsata daha sahip oldular. Kesin olan bir şey var ise o da son günlerinde ve saatlerinde Robin Williams’ın yanında olmayan ve onu tanımayan bizlerin, neden böyle bir karar verdiği konusunda biraz daha sessiz kalmamızın gerektiğidir. O zaman neden bu yazı?

 

Cinsellik gibi konuşulmasının zor olduğu düşünülen başka bir konu da depresyon. Tıpkı Lewis’in dediği gibi çoğu zaman sırtımızın ağrımasından bahsetmek, neden üzgün olduğumuzdan bahsetmekle kıyaslandığında, hem biz hem de dinleyenler için daha kolay. Depresyon ‘asprin al’ ya da ‘yatağını değiştir’ gibi telkinlerden daha da karmaşık bir konu. Fakat bu noktada söylenmesi gereken şey depresyonun sadece belirli kişiler için ayrılmış bir lanet olmadığıdır. Çoğu zaman itiraf etmekten hoşlanmasak da hepimiz depresyonu yakından tanıyoruz.

hopelessness

Eğer kişisel bir itirafta bulunmam gerekirse belki de savaştığım en büyük düşman, kolayca gözlemlenebilecek günahlarım değil, depresyonun ta kendisidir. Fakat bu konuda kendime devamlı anlattığım öykü depresyonun ne sadece yaptığım hataların bir sonucu ne de bedenimin yarattığı kimyasal bir etki olduğudur. Altı defalarca çizilmesi gereken bir gerçek, depresyon bize kendisini nasıl tanıtırsa tanıtsın depresif olmanın günah olmadığıdır. Depresyona girmek, her zaman sağlıksız bir ruhsal yaşamın doğal sonucu değildir. “Sahip olduğum tanışıklıklara ek olarak, başka bir samimi arkadaşım var. Depresyonum tanıdığım en sadık metrestir – bu yüzden ona bu kadar sevgi göstermeme şaşmamalı” der Soren Kierkegaard. Dünyaca tanınan vaiz C.H. Spurgeon depresyonla o kadar uzun bir süre savaşmıştı ki aylarca evinden çıkmayıp kimseyle konuşmak istemediği bilinmektedir.

 

C.S. Lewis, Dostoyevsky, Mozart, Rahibe Teresa, Hildegard von Bingen ve daha birçok dahi ve kutsal insan depresyonla hayatları boyunca mücadele ettiler. Hatta bir Hristiyan olarak Kutsal Kitap’ı açtığımda depresyonu yakından tanımış ama Tanrı’nın kendilerinden vazgeçmediği veya hastalıklı olarak bakmadığı birçok azizi görüyorum. Musa, Davut, Eyüp, İsrail’in birçok kralı, kilisenin üzerine kurulacağı söylenen o ‘kaya’ Petrus, muhteşem elçi Pavlus ve hatta Getsemani bahçesindeki İsa bile depresyonun ne olduğunu birebir tattılar. Bütün bunları söylememin nedeni ruhsal olarak sağlıklı veya sağlıksız olmakla depresyon arasında kesin bir bağ olamayabileceği gerçeğine parmak basmaktır. Bundan da ötesi, depresyonda iken, yataktan çıkmak istemeyen bizlere Tanrı’nın da aynı şekilde baktığı yalanına inanmamamızı öğütlemek isterim. Tanrı’nın sevgisini diğer sevgilerden ayıran en büyük özelliklerinden birisi, Tanrı’nın bizi, kendi hakkımızdaki düşüncelerimize göre değil, kendi doğasından ötürü sevmesidir. Hayatın zorlukları bütün gökyüzünü bulutlarla kaplasa da Tanrı’nın güneşini ortadan kaldıramaz. Tanrı’nın bu konuda nasıl bir yol izlediğini gözlemlemek ise bize başka bir ipucu verebilir.

depression_obsessive_compulsive1

Depresyonla savaşan veya acılarını bize açıklayan kişilerin belki de duymak istedikleri en son şey: “Zamanla geçer” sözü ya da bizlerin birden lisanslı psikiyatrist koltuğuna geçerek onları incelememizdir. Bir dakikalığına bile olsa, Davut’un, Mezmurlar Kitabı’nda Tanrı’ya, “Neden uzak duruyorsun” diye her yakardığında Tanrı’nın ona doğrudan cevap vermenin en iyi çözüm olacağını düşündüğünü varsayalım. O zaman, Kutsal Kitap’a yaklaşık 80 veya daha fazla bölümü kapsayacak, ‘Tanrı’nın Sorunlara Cevapları’ adlı bir kitabın eklenmesi gerekirdi. Böyle bir kitabın olmamasını ve hatta Eyüp Kitabı’nda Eyüp’ün neden acı çektiği konusunda yüzlerce sebep ve çare sunan arkadaşlarının da Tanrı tarafından ‘boş konuşanlar’ olarak nitelendirildiğini göz önünde bulundurmalıyız. Bonhoeffer’ın dediği gibi Hristiyanlar can kulağıyla dinlemenin, çözüm sunmaktan daha büyük bir yardım olduğunu çok sık unutuyorlar.

 

Burada depresyon nasıl yenilir gibi bir yazı yazma küstahlığına girişemem çünkü okuduğum ‘nasıl yapılır’ kitapları veya derslerinin hiçbirisi benim depresyonumu kökünden kazımaya yeterli olmadı. Depresyon sadece ruhsal bir konu değil aynı zamanda tıbbın da katkı sağlaması gereken bir gerçek. Ruhsal telkinlerle veya doğa üstü güçlerin kişinin üzerinde yetkiye sahip olduğunu söylemekle yetinmek ve profesyonel bir yardım almayı ruhsallık kisvesi altında reddetmek, belki de kişiye yapılabilecek en büyük kötülüklerden birisi olacaktır. Sadece dua etmek, ruhsal yaşantımızda birkaç konuyu düzeltmek depresyonu iyileştirmeye yetmeyebilir.

 

Bütün bunlara rağmen son söz, depresyona veya etkilerine ait değildir. Her yönden kardeşlerine benzediği söylenen İsa’nın depresyonumda da benimle birlikte olduğunu, değerimin ve kimliğimin başıma gelenler veya başkalarının benim hakkında düşündüklerine değil, O’nun kendisini bana veren sevgisi ne bağlı olduğunu bilmek ve Tanrı’nın O’na olan sevgisiyle O’nu ölümden dirilttiği gibi bir gün benim bu zayıf bedenimi ve yaratılışımı da O’nunki gibi bir dirilişle kurtaracağını bilmek yaşamak için en güzel nedendir.

jesus_comforter.35254725_std

 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s