St Valentine Days

Sevgililer Günü, Aziz Valentinus ve Sevginin Bedeli

İki ay süren Noel/Yılbaşı curcunasından daha yeni çıkmışken başka bir tanesi ile karşı karşıyayız: “Sevgililer Günü!” Ne demekse? Tüm alışveriş merkezleri bunun için özel indirimler yapıyor ve ilanlar veriyor. Elektronik postalar, sms mesajları ve reklamlar aracılığı ile alışveriş yapmaya teşvik ediliyoruz. Hatta öyle bir noktaya geldik ki, eğer bu gün “sevgilimizi” hatırlamazsak  – ki bunun anlamı ona değerli bir hediye almak demek – sanki bütün yılın emeği ve sevgisi boşa gidiyor. Genel kanı “Sevgililer Günü”nün romantik çiftlere yönelik özel bir gün olduğudur. Günün sonunda bu işten kazançlı çıkan “akıllı satıcılardan” başkası değil, gibi geliyor bana. İnsan sormadan edemiyor. Nereden çıktı bu Sevgililer Günü? Amacı nedir? Mesajı nedir? Hristiyanlar olarak bizim bakış açımız ne olmalı?

İşin aslına bakıldığında, Sevgililer Günü gibi tümüyle ticarete dökülmüş bir kutlamanın özünün ne kadar çarpıtıldığı gerçeğini görmemek mümkün değil. Sevgililer Günü’ne temel olan hikâye 4. yüzyılda Roma’da yaşamış ve iman şehidi bir rahip olan Aziz Valentinus ile ilgilidir.  14 Şubat aslında onun şehit olduğu gün olarak bilinir. Peki günümüzde kutlanan Sevgililer Günü ile bağlantı nedir?

Her şeyden önce Aziz Valentinus ile ilgili bilgilerin biraz karışık olduğunu söylemekle başlamalıyım. Tarihsel olarak emin olduğumuz Valentinus adında  bir rahibin Roma’da II. Klaudius Gothicus dönemide (268 – 270) yaşamış ve 14 Şubat’ta şehit edilmiş olduğudur. Öte yandan, başka bir şehirde yaşamış bir başka Valentinus olduğu da söylenir. İmparator Claudius, Barbar istilasına karşı ordusunu disiplinli ve kuvvetli tutmak amacı ile ordudaki genç erkeklerin tümüne evlenmeyi yasaklamıştır. Buna rağmen Valentinus Hristiyan olan askerlerin evlilik törenlerini gerçekleştirmeye devam etmiş ve bu askerlere yardımını ve desteğini kesmemiştir. Bunun üzerine tutuklanmıştır. İmparator önce Valentinus’a sempati göstermiş, ne var ki, Valentinus imanını inkar etmeyi reddedince ve hatta İmparator’u imana davet edince şehit olmuştur.

Bugün oldukça seküler olmuş ve ticaretin elinde bir oyuncağa dönmüş bu önemli ve anlamlı günün özünde ise tam olarak bu tür yozlaşmışlığa karşı koymaya çalışan basit bir adamın imanı yatmaktadır. Bu adamın önünde bir taraftan inancı ve tanrısal değerleri diğer tarafta ise imparator ve onun sunduğu şeyler konulduğunda canı pahasına da olsa Tanrı’ya bağlılığı seçmiş ve yozlaşmışlığa taviz vermemiştir. Ne yazık ki, günümüzde bu kutsal Tanrı adamının eylemi çiftler arasında sadece basit bir hediye alış-verişine dönüşmüş ve yozlaşmıştır.

Sanırım Hristiyanların Aziz Valentinus’dan çıkacağı en önemli ders sevgililerini hatırlamaktan ziyade, aynı ya da benzer başka yozlaşmışlıklara karşı imanı korumayı ve taviz vermeden yaşamayı öğrenmek olmalıdır.

Hristiyanlar için sevgi sadece çiftler arasında “romantik” bir sevgiden ibaret değildir. Sevginin kaynağı Tanrı’nın kendisidir. Elçi Yuhanna, “Tanrı bizi öyle çok sevdi ki, biricik Oğlu’nu verdi” diyor. Tanrı’nın sevgisi her zaman eylemde görünmüştür. Daha sonra yine Yuhanna bizi benzer bir şekilde birbirimizi sevmeye davet ediyor. “Gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrı’yı sevemez”. Aziz Valentinus’un canını hiçe sayacak itaatkarlığının altında bu sevgi yatıyor. Tanrı’ya ve onun yarattığı insanlara karşı olan sevgi. Veren ve fedakârlık içeren bir sevgi. İşte bu sevgi sadece “romantizm” ya da “aşk” değildir. Bu sevgiyi çevremizdeki herkese – ailemize, kardeşlerimize, iş arkadaşlarımıza, sokaktaki insana –  sunmamız Tanrı’yı hoşnut eder. Bir başka deyişle, eğer gerçekten Aziz Valentinus Günü’nü kutlayacaksak herkesi “sevgili” gibi görelim. Bu sevgiyi sadece çiftler arasında olan türden bir sevgiyle sınırlamayalım. Öte yandan, bu sevginin bir bedeli olduğunu Aziz Valentinus’un hayatından hatırlayalım.

Noel’in Anlamı

Engin Yıldırım – 24 Aralık 2014 Doğuş Bayramı Vaazı/Öğretişi

İçinde bulunduğumuz popüler kültür içinde Hristiyan Doğuş Bayramı özenle renkli taşlarla 11028586-green-christmas-gift-box-isolated-on-white-backgroundbezenmiş ve süslenmiş bir pakete sarılı bir hediyeye benzer. O kadar ki, insan paketten gözünü alıp aslında hediyenin ne olduğuna bakamaz. Bu nedenle kanımca Noel olarak da bilinen Doğuş Bayramı’nın anlamını açıklamadan önce ne olmadığını söylemekte fayda var.

Birkaç yıl önce Finlandiya’nın Lapland bölgesine gitmiştim. Orada bana Noel Baba’nın evi olduğu söylendi. Gittim ve gördüm. Kendisinin Noel Baba olduğunu söyleyen ak saçlı, ak sakallı ve güler yüzlü yaşlı bir Finli karşıladı beni. Kendisine “Hiç Türkiye’ye geldin mi?” diye sordum. O da “Evet, her sene Noel’de geliyorum,” diye yanıt verdi. Her ne kadar tarihte Aziz Nikolas diye bilinen bir Hristiyan din görevlisi, Finlandiya’nın Lapland bölgesinde değil, ama Antalya’nın Demre yöresinde yaşamış olsa da, öncelikle Doğuş Bayramı Noel Baba’nın icat ettiği birşey değildir. Hatta Noel Baba’nın Doğuş Bayramı ile pek ilgisi yoktur. Ayrıca süslemeler, Noel ağacı, hediye alıp vermek, bu dönemde yapılan güzel yemekler ve tatlılar, her ne kadar “Noel” adı altında kutlanan güzel gelenekler olsalar da, bunların da Doğuş Bayramı’nın özüyle pek ilgisi olduğu söylenemez. Doğuş Bayramı bir Yılbaşı Kutlaması hiç değildir. Hollywood filmlerinin bize öğrettiği “Noel” ile gerçek Doğuş Bayramı da birbirinden çok farklıdır. Okumaya devam et

Türkiyeli Noel Baba

Yüce Kabakçı/ MY-    Noel, Noel Baba, Noel ağacı, Yılbaşı gibi imgeler farklı kişilere farklı anlamlar ifade eder. Açımızı biraz daha daraltacak olursak, özellikle Türkiye’de, olumlu tepkiler ve uygulamaların var olması kadar, Noel ve Yılbaşı kutlamalarını protesto etmek için yapacakları bir toplantının afişi için, Noel Baba’yı yumruklayan bir kişi ki içeren bir resimi kullanan gruplara da rastlanması mümkün hale geldi. Ho Ho Ho diye kahkaha atan ve o kadar kilosuna rağmen nasıl o dar bacalardan içeri girdiği anlaşılmayan, hediyeleri kargo şirketlerinden bile daha iyi bir zamanlamayla yetiştiren, çocukların özlemle beklediği bir karakterin yaklaşık birkaç hafta içinde belirmesini bütün dünya beklemektedir. Peki Noel Baba’nın bu kadar ölümsüz bir simge olmasının gölgesinde kalmış daha önemli imgeler veya karakterler var mı? Popüler kültürdeki Noel fenomeninin sundukları bizleri başka türlü bir zenginlikten mahrum bırakıyor olabilir mi? Okumaya devam et

Noel’e Hazırlık- Yüreğim, evim hazır mısın?

Kayra Akpınar – Hayatımızdaki her büyük adımdan önce bir hazırlık zamanı vardır. Okula başlamadan önce üniformalar, defterler, ayakkabılar alınır; tatile gideceğimiz vakit bavulumuzu hazırlarız, gideceğimiz yerle ilgili ön araştırmalar yaparız; evlilik veya çocuk sahibi olmak gibi büyük değişimler için aylar süren hazırlıklara gireriz; çünkü hazırlanmakta olduğumuz şeye önem veririz. Bir hedefe doğru ilerleriz, o hedefi mümkün olan en iyi şekilde deneyim etmek, tadını çıkarmak, gerekli olacak bir şeyi unutmamak isteriz. Hazırlık önemlidir. Bir olay için ne kadar hazırlık yaptığımız aslında o olaya da ne kadar değer verdiğimize işaret eder.

Hristiyanlar olarak yıl içinde andığımız, hatırladığımız farklı olaylar olsa da şüphesiz bizim için en büyük öneme sahip olan iki bayramımız vardır. Doğuş Bayramı, yani Noel, ve Diriliş Bayramı, nam-ı diğer Paskalya. Kasım ayını bitirip Aralık ayına başlarken Noel’e nasıl hazırlanabileceğimizi düşünelim. Noel’in ne anlama geldiğini biliyoruz, hazırlanmaya gerek var mı, diye düşünebiliriz belki, fakat bence tam da bu sebepten ötürü hazırlık yapmak önemli. Her sene çok iyi bildiğimiz bir ‘öyküyü’ tekrar etmek Noel’i sıradanlaştırabilir, her şeyi içi boş bir mary and baby jesuskutlamaya dönüştürebilir. Hazırlık yapmak ise Noel’in sıradışılığını fark etmemize, sevincimizin tam olmasına katkı sağlayabilir. Noel Tanrı’nın biricik Oğlu’nun tüm görkemini bir kenara bırakıp insan olarak beden alışını, çaresiz bir bebek olarak dünyaya gelişini kutladığımız zamandır. Bu hiç de sıradan bir olay değildir! Yüreğimizin bu harika gerçeği daha iyi anlayabilmesi, çobanlardan yıldızbilimcilerine kadar her detayını ezbere bildiğimiz öyküyü taze gözlerle görebilmesi için hazırlık önemlidir. Elbette ki pekçok hazırlık kiliselerimiz çerçevesinde olacaktır. Bu konuda kilise önderlerimiz ve hizmetlilerimiz bize öncülük edecektir, ama bizim de yapabileceklerimiz var. Evimizi hazırlamak, birlikte dua ve okuma zamanları düzenlemek, sofralarımızı paylaşmak vs. yapılabilecek bazı etkinliklerdir.

Ülkemizde yaygın olan bir bayram kültürü evimizi hazırlamaktır. Çocukluğumuzdan beri görürüz ki bayramlardan önce büyük bir temizlik ve toparlama yapılır. O halde Hristiyanlar olarak, biz de, Noel’den önce evimizi hazırlamaya başlayabiliriz. Kutsal Kitap yüreğimizi bir eve benzetir çünkü yaşadığımız alan bir nevi bizim yansımamızdır. Evimizi hazırlamakla yüreğimizi hazırlamamız gerektiğini hatırlarız. Evimizi Noel için süslemek de bunun bir parçasıdır. Süsler elbette ki teferruattır ama bir işarettir. Tanrı ilk tapınağın yapımında veya kahinlerin kıyafetlerinde püsküllerden, oymalardan, değerli taşlardan bahsettiğinde bunların hepsinin amacı bir değer biçme, ama daha da ötesi, bir hatırlatma özelliği taşımalarıydı. Evimizi Noel için hazırlarsak, akşam yorgun biçimde eve geldiğimizde ya da günün koşturması içinde çevremize baktığımızda Mesih’in dünyaya bir bebek olarak gelişini kutlamaya hazırlandığımızı hatırlarız. Bu ister bir ağaç olsun, ister ışıklar, ister mumlar, ister çelenkler olsun özel bir zamanın yaklaştığını gözlerimizin ve yüreklerimizin görmesi için aracı olabilir.

Bazı geleneklerde Noel’den önceki dört Pazar’ın her birinde bir mum image2yakılır ve her mumun temsil ettiği bir kavram vardır; umut, esenlik, sevinç, sevgi. Mumların bu şekilde yakılması ve bu kavramlar hakkında konuşmak, özellikle çocuklu aileler için, Noel’in gerçekten ne anlama geldiği konusunda onları eğitmenin harika bir yoludur. Zira dürüst olalım bir çocuk için Noel’in en heyecan verici tarafı genellikle hediyelerdir! Onların o heyecanını fazla ezmeden Noel’in gerçek anlamına dair hatırlatmalar yapabiliriz. Bizim ailemizde başlattığımız bir gelenek Noel’den önceki 24 günlük süreçte her akşam o haftanın mumunu yaktıktan sonra İsa’nın neden gelmesi gerektiği ve her şeyin nasıl olageldiğiyle ilgili Kutsal Kitap’tan kısa bölümler okuyup bunlar üzerine konuşmaktır. Mumu yakarken şöyle diyoruz ‘Bu mumu yakıyoruz çünkü İsa dünyanın ışığıdır’.Ardından Yaratılış’tan başlayarak ‘Kurtuluş Öyküsü’ hakkında okumaya başlıyoruz, her akşam öyküde biraz ilerliyoruz, ve son hafta Mesih’in doğuşu öyküsüne bakıyoruz. Yaratılış, günah, kutsallık, kurban, bağışlama gibi konular hakkında konuşmak için harika fırsatlar oluyor. Tabii ki söz konusu çocuklar olduğu için her gün aynı heyecanla dinlemiyorlar. Sıkıldıklarında veya yorulduklarında onları zorlamadan durmayı bilmek, başka günlerde bir sürü soruları olduğunda biz yorgun olsak da kestirip atmadan onların sorularına vakit ayırmayı öğrenmek gerekiyor. Çok yoğun bir gün geçirdiysek sadece mumuzu yakıp dua ettiğimiz veya hiçbir şey yapmadığımız da oluyor. Sonuçta amaç Noel hazırlığına anlam katmak üstümüze yük almak değil. Öykümüzü okuyup dua ettikten sonra mumuzu söndürüyoruz ve şöyle diyoruz ‘Bu mumu söndürüyoruz çünkü dünyanın ışığı biziz!’. Ailece böyle bir vakit geçirip çocuğumuzun anlayışının derinleştiğini izlemek gerçekten büyük bir ayrıcalık. Anne babalar olarak çocuklarımızın yüreğini Noel için hazırlarken kendi yüreklerimizi de hazırlıyoruz ister istemez!

Bayramlarda yaptığımız bir diğer büyük hazırlık yemeklerdir. Batıda Noel Kurabiyeleri geleneği vardır, ister bu geleneği kendi geleneğimiz haline getirelim iimage3ster kendi zevkimize göre bir şey seçelim bu tür hazırlıklarda dikkat etmemiz gereken şey aklımızı Mesih’in gelişine odaklamaktır. Ayrıca yaptıklarımızdan başkalarına da dağıtarak bayram sevincimizi paylaşmak için fırsat yakayabiliriz. Bunun yanı sıra kilisemizden kardeşleri evimize davet edip birlikte yemek yiyerek Mesih’in gelişini kutlamak değerli bir şeydir.

Doğuş Bayramı ile ilgili hazırlıklarımızı ve Doğuş Bayramı’nı kilise etkinlikleriyle sınırlandırırsak hazırlığımız eksik kalır. Bilhassa çocuklu ailelerde bu bayram hazırlığına evimiz içinde değer vererek Mesih’in doğumunun ne kadar önemli olduğunu onlara göstermiş oluruz. Elbette ki bu bizim üzerimize yük olmamalı, büyük hazırlıklar için çok zaman ve para harcamak gerekmiyor, Mesih’in doğuşunu kutlamaya hazırlandığımıza dair küçük hatırlatmalar yeterlidir. Önemli olan tüm bunların yüreğimizi hazırlamak için araçlar olmasıdır. Evimize koyduğumuz bir süs, hazırladığımız bir yemek, yaptığımız bir Kutsal Kitap çalışmasının bize tüm evrenin Yaratıcısı’nın insan bedeni aldığı gizemini hatırlatması; Tanrı’nın bize karşı harikulade sevgisini kavrayışımızı derinleştirmesi; kurtuluşa ne denli muhtaç olduğumuza işaret etmesi ve bütün bunlar için kalbimizde büyük bir övgü ve şükran doğruması dileğiyle…Noel Bayramınız şimdiden kutlu olsun!